Monday, September 12, 2011

Hi. I am the Resident Scholar.

Studioso Residente

 Bugun Donne in Musica’da Resident Scholar olarak [Turkce’ye cevirince ‘Yerlesik Bilgin’ oluyor :) ] resmen calismaya basladim. Ilk yapmami istedikleri sey International Encyclopedia of Women Composers’dan Turk kadin bestecileri bulup organizasyonda arsivlemek. Aslinda bir data olusturmami istiyorlar ozellikle yasayan kadin muzik yaraticilari uzerine ama once eskilerden baslamak sistemi kurmak icin iyi olur diye dusunduk. Cunku yasayanlarin cogunu ben sahsen zaten taniyorum. Data toplamak sorun olmayacak diye dusunuyorum. 
Neyse N harfine kadar geldigimde ansiklopedide buldugum datalar sunlar simdilik:
Hanim, Durri Nigar b.1840
Hanim, Leyla (Saz) b. Istanbul 1850 – 1936
Hanim, Tanburi Faize b. Istanbl 1894 – 1959 (p. 300)
Kalfa, Dilhayat b. 1710-1780. (p. 358)
Kip, Yuksel b. 1937 (p. 375)
Kokdes, Neveser b. 1904 – 1962. (p. 380)
Koptagel, Yuksel b. 1931 (p. 381)

Simdi insan nasil merak etmez bu insanlarin yazdiklarini, dinlemek istemez? Ansiklopedi 1987 yilinda 2. Baskisini yapmis. Ustelik de eski yani, cok eski. Yuksel Koptagel’in eserleri Oda Muzigi, Piano (cocuklar icin de yazmis), Vokal, Gruplanamayanlar olarak liste liste yazili. Bir kez benim de konusmaci olarak davet edildigim - 2005 sanirim - 8 Mart kadinlar gunu yuvarlak masa toplantisinda kendisine denk gelmistim. O da konusmustu. Cemal Resit Rey’in kendisine ‘kiz gibi calma’ dedigini ve hakli oldugunu iddia etmisti! Ben icerlemistim tabii, ayni seyi duydugumda Amerika’da ne kadar bozuldugumu hep soylerim sagda solda. Ayip yani o ne demek diye, kufur gibi cik cik… Neyse ama sonra eserlerinden birini Istanbul Devlet Senfoni Orkestrasi calmisti (nasil olduysa?!) ayni toplantinin arkasindan, harika bir eserdi hatirliyorum. Ne acayip bunlarin hic programa konulmuyor olmasi. Yani sizce de acayip degil mi? Neyse degil diyorsaniz da farketmez. Bir seyler degisecek artik. Burada 20 ulkeden kadin besteci ile 2 gun sabah aksam bunu konustuk. Avrupa birliginden gecmis bir yasa var esitlik ilkesi dogrultusunda, Muzik ve Muzisyenleri kapsayan, daha cok onun uygulamaya konulmasi uzerine tartilisildi. Turkiye’nin data toplama isleminin oncelige alinmasi konusuldu, ben buradayken de iste boylece uygulamaya konulmus oldu. Bugun basladim iste. Internet baglantim oldugunda gecen ay Turk kadin bestecilere yapmis oldugum e-mail cagrisini yenileyecegim. Sadece 3 geri donus oldu cunku. Son derece az!

Yasasin yeni evliler!
Tabii ote yandan bizim icin daha baska konular var. Farkinda misiniz bilmiyorum bir cesit kadin ayaklanmasi soz konusu Turkiye’de. Olduruluyor kadinlar, dayak yiyorlar ama buna ragmen artik itiraz ediyorlar, devletten yardim istiyor, korunma talep ediyorlar v.s… Korkmuyorlar. Ayse Pasali’dan sonra sanki degisti kadinlar. Alabiliyor mu cevap korunma talebine biliyoruz cevabini ama, Medya uzerine gidiyor. Gitmiyordu yani umurunda olmuyordu kimsenin. Ben erkek arkadasindan, babasindan, kocasindan dayak yemis arkadaslarimi duyunca inanamamistim. Oluyor iste aman ne yapalim ya, diyememistim. Onlar da demiyor artik. Eski kocasinin bir kadini gelip oldurmesi ne demektir? Gercekten. Yani adamla ayrilmislar artik bitmis gitmis. Bu nasil bir sahiplenmedir, nasil hastalikli bir durumdur? Nasil bir korkudur ki oldurursun, yok edersin? Ben simdi burada bu kadar uzaktan sinirleniyorum tabii biz daha ne konusuyoruz, avrupa birligi kadinlarin muzikte gorunurlulugu uzerine kanun cikariyor. Ben de diyorum ki once kadin var mi onun farkinda mi bu toplum ona bakmak lazim. Tabii bir de acaba muzisyen var mi onun farkinda mi bu toplum diye de sorulabilir. Onun cevabini da Ediz (Hafizoglu)’in Drum Bass dergisi ile baslatmis oldugu ‘Enstrumanima dokunma’ kampanyasinda gorduk iste yeniden ve bir kez daha. Adam diyor orada gazete haberinin altinda acik acik, ‘ne lan ben sizin aletleriniz ucakta tasinacak diye  bavulumu koyacak yer mi bulamayacagim?’.  Ben de ona diyorum ki, ‘Ne lan, sen bavulunu ucak kabininde  tasiyacaksin diye ben enstrumanimi mi tasiyamayacagim? Kirilmasina goz mu yumacagim?’ Oldu mu? Oldu oldu. Guzel oldu!

Once insan haklari. Basitce var olma hakki. O kadar.

1 comment:

cacophonie said...

AB bu ilerici adımlarla uğraşsın, biz sokakta müzisyen dahi bırakmayalım. kadınlar sokakta bilmem kaç yerinden çocuklarının gözleri önünde bıçaklansın, onlar çokça yardım istemiş olsalar da devletten, yaşarken... insanın, insan olmasından kaynaklanan yani doğası gereği olan hakları en temel, engellenemez haklarıdır, hatta güzellikleridir. bu lgbtt'ler için de geçerli elbet; genelevlerde çalışan kadınlar için de... dünyayı güzellik kurtaracaktır yine; müzik de dünyanın güzelliği. yerleşik bilgin yaratıyor, daha ne olsun :))