Tuesday, July 21, 2015

Özür dilerim.

Çok üzgünüm. İnsanlık adına. Uyuyamıyorum. Hep daha iyiye daha güzele gidecek bir dünya hayalim olduğu için toplumdan özür dilerim. Başarısız olduk biz. Romantik kaldık bu dünyada. Ütopyalar gerçek olmuyormuş. Bu coğrafya izin vermiyormuş. 

Ben sandım ki biz daha iyi bir dünya hayal edersek, çok çalışırsak mümkün kılabiliriz. Ben zannettim ki hiç durmadan üretirsek, üretmek etrafımızı güzelleştirir. Sandım ki benim kitap okumam, gözlemem, izlemem, dinlemem, düşünmem sadece benim icin değil herkes için iyi olur. Sonra ben büyüdükçe birileri bana 'sen iflah olmaz bir idealistsin' dedi. Çalışma azmim ve isteğim ile dalga geçenler oldu. Öyle olmaz önce kendini kurtar da dediler. Önce kendini düşün dediler. Olur mu canım öyle dedim paylaşmak lazım? Kime ne faydası var paylaşmazsan? Akıllı zannettim kendimi okuyorum okulları, anlıyorum konuları diye kendimi bir bok zanettim. Başkalarını da hor gördüm bana önce kendini düşün dediler diye kızdım içimden. Önce onlardan özür dilerim! 

Son on senedir içinde yaşadığımız girdap bana, benim gibilere değersiz olduğunu öğretmeye çalıştı. Direndik mi? Direndik. Karşılığında öğrettik, karşılık beklemeden paylaştık, yetiştirdik, yetiştirirken de paylaştık, sonrasında da. Nelere katlandığımız düşünülürse bana en çok bu dokunuyor? Karşılığında tek beklediğimiz hep birliktelikti. Bak ne oldu? Iyice yalnız kaldık!

Ben şimdi kendime anlatamıyorum o güzelim gencecik insanlar neden öldüler? Katliamlarin hiç birini anlatamadım. İlk özür dilerim yazımı Hrant Dink katledildiğinde yazmıştım. Sivas'ı da... Roboski'yi de... Reyhanlıyı'da... İşte hiç bir tanesini anlatamadım. Boşver yaaa Selen sen işine bak diyemedim. Şimdi de Suruç'u. Anlatamıyorum! Sadece ağlayabiliyorum. Çaresizliğinin içine tüküreyim Turkiye! Böyle siyasetin içine edeyim. 

Çocukların her birisinin inandıkları davalar uğruna bir araya gelmiş çalışırken neşe içinde çekilmiş fotoğrafları dolanıyor duruyor sosyal medyada. Abileriyle, ablalarıyla, anneleri babalarıyla güle oynaya iyilikle geldikleri yerde katledildiler. Hayatında toplumsal iyilik adına HİÇBİR ŞEY yapmamış binlerce insan da ya arkalarından 'çok üzüldük' diyor ya da 'onların da orada ne işi varmış?'. (oh olmuş diyenler zaten insan olmadıkları için liste dışı). Sen ne anlarsın ne işi varmış zaten yaşama sebebin ne senin? Kendine sordun mu hiç? Senin yaşama sebebin zaten iyilik üretmek isteyenlere 'ya boşver' demek. Sen busun işte. Boşver!

Bunca senedir bize biçilen rollerde hiç bir değişiklik olmadı dostlar. Demokrasi hayalimiz piç oldu. Birey olma hayalimiz, kendimizi ortaya koyalım, ifade edelim, bireysel ifade filan hep yalan oldu. Elimizde ne var işte hep ölümler, karşılıklıklar, çatışmalar, huzursuzluk, kalp kırıklıkları... En kötüsü umutsuzluk. Ben bugün en çok buna ağlıyorum. Giden o güzel insanlara ağlamaktan bitap düştüm artık. Sizin istediginiz gibi, önce kendimi düşünüyorum. Kendime ağlıyorum. Nasıl bu kadar haksız düştüğüme... Ağlıyorum... Umutsuzluk bana ağır geliyor. Daha iyi bir insan olma umudumu gömdüler bu topraklara. İşte onun arkasından ağlıyorum. 

21/07/15, 01.35 istanbul



No comments: