Tuesday, March 2, 2010

TK 1764

TK 1764

11.02.2010

Ucaktayim

Rebekka Bakken dinliyorum.
Art of the fall albumunu,… Biliyorum, ironik!

Bir suru sey dusunuyorum tabii. Normalde uc saat uyumus bir insan uyumak icin delirir ama ben ucaga biner binmez cin gibi oluyorum. Ucak bombos. Sagda solda herkes ucerli koltuklara yerlesmis misil misil uyuyor. Ben kahvaltida atom yutmus gibiyim mubarek. Tam inerken basincla uykum gelir, nereye geldigimi unutacak kadar da sersemlesirim. Klasik! Sonra trende uyumamaya calisarak artik hangi sehre gidiyorsam… Mucadele. Sabah erken ucaklarini sevmiyorum ama iste ne yaparsin, gunu kacirmayalim, hemen alisalim, belki prova, hatta sound check / konser derken asagi yukari tek alternatif sabah ucaklari.
Bu sene her zamankinden tuhaf bir enerjim var. Bir suru sey olacakmis gibi geliyor, ama bir suru… zaten oluyor da. Bazen fiziken olan bitenlere yetisemiyorum, oyle acayip bir hiz. Bir sikayetim yok tabii, sonucta surprizler diye album yapmis birisiyim. Durumdan sikayet etsem tuhaf kacar.

Bir muddet
Susmak
Kara gozlerin derinligine.

En iyisi
Konusmamak
Bir sure.

Gercekten uyusam mi acaba?

TK 1764
Istanbul - Amsterdam

Wednesday, December 30, 2009

2009'da (veya 2009'a) neler oldu dostlar?

2009'da daha once hic olmamis bir sey oldu. Ben pisman oldum. Yasadiklarimin buyuk bir kismindan rahatsiz oldum. Pisman olmak neymis ogrendim. Cok iyi ogrendim saniyorum bir daha yapmam...

Cok iyi insanlarla tanistim. Cok kotu insanlarla tanistim. Hayatimda ilk defa kotu insan diye bir sey olabilecegine tanik oldum. Kotuluk varmis evet. Boylece iyi insan diye bir seyin de varligina sahit oldum. Sevindim.

Cok guzel konserler caldim. New York'a gittim Alper Yilmaz ve ekurisi ile caldim. Cok soguktu, Alper hastaydi, ben ucagimi kacirdim hastanelik oldum, NY havaalanindan baskasinin bavulunu alip ciktim. Turlu turlu olay oldu ama eski arkadaslarimi gormek (Mike Wilkens, Massimo Biolcati, Hae Young Kim...) harikaydi. Calimlar cok zevkliydi. Viyana'ya gittim Jorg ve Patrick ile trio caldim Rote Bar diye muhtesem bir yerde. En sonunda Yildirim Fakilar ile tanistim, memnun oldum. Istanbul'un en guzel yerlerinde caldim her zaman ki gibi hayal kahvesi, babylon, eylul, jazz cafe, jazz center... Sibel Tuzun ile olan projemiz Bodrum Marina Yacht Club'da sonlandi. Cok yorucu bir ise donusmustu. Butun sene kendi projelerim icin hic vakit bulamamistim, o siralarda Umut Caglar ile tanistim, is biter bitmez solo album kaydettim, re-konstrukt'tan eylul ayinda cikti. Yazin dinlendim. Tatil yaptim iyi oldu. Bir daha pop dunyasindan bir isim ile calisirsam arkadaslarimdan olup bitenleri hatiratmalarini rica ettim. Onlar da cok cekti yazik, bir anlik dalginligima gelir de unutursam olanlari hatirlatacaklarina eminim!

Eski arkadaslarim geldi. Hae young Kim, nam-i deger bubblyfish. Istanbul'da olmasi ruya gibiydi. Jan Larsen Friedriksen geldi Norvec'ten. Ben boylece yeni bir sarki albumu kaydetmeye basladim kendi studyomda. Kayitlarda Matt Hall ve Emre Kartari ile caldik, 3 parca kaydettik. Tahminimce ben bu albumu 2010'da kaydeder bitiririm. Surprizler albumunu begenen dostlarima duyurulur. Sonra onlarla aram bozuldu. Toparlayamadi. Dedikoduya tahammulum yok! Daryo Beskinazi'nin albumunu yapmaya hiz verdim. Kayitlar bitti bitecek. Harika bir album oldu. Icinde yok yok, Ediz Hafizoglu, Kagan Yildiz, Matt Hall, Cem Tuncer, Guney Guvel, Bertug Cemil, Halil Ibrahim isik, Sibel Tuzun... Her telden bir album. Biterse cok sevinecegim artik. Mogollar bizde (s.e.s studyosu) album yapti, Mike Nielsen mixini yapti. Sevgili ortagim Serhat Ersoz harika bir is cikardi. Cok guzel bir album oldu. Yeni asistanimiz oldu, Oguzcan Sehiralti. Kendisi Bilgi'de de asistanim oldu. Ben bir rahatladim en sonunda. Ulrich Drechsler ile tanistim. Yeni proje planladik. Konserler 2010'da Viyana Porgy & Bess ile basliyor.

Demirhan Baylan ve Cengiz Baysal ile Surprizler albumu dahil yeni parcalarimi calmaya basladik Eylul Bar'da. O kadar guzel caliniyor ki... sahnede dostluk, muzisyenlik, muhabbet her sey var. Ayten Hanim (Eylul Bar) kapilarini bana acip tum projelerimi destekleyeceklerini soyledi. Kendilerine ne kadar tesekkur etsem azdir. Fahrettin Aykut ile tanistim, cok memnun oldum. Guzel bir konser caldik Umut ve Fahri ile. Proje 2010'a devam eder gibi gozukuyor. Sene bitmeden Fahri'nin renove ettigi Sumerbank binasini gordum cok etkilendim. Harika bir yer olacak. Orada calmayi ve mekana takilmayi dort gozle bekliyorum. 2010'un en acayip surprizlerinden biri olacak Istanbul'a. Yeni doneme Bilgi Muzik olarak Santral'de basladik. Bir suru problemimiz var ama orada olmaktan mutluyuz. Sorunlarin cozulecegini umuyorum ve fakat simdilik her sey biraz yavas ilerliyor. Ozellikle ofis paylasmak bunca sene sonra enteresan bir deneyim. Studyo iyi gidiyor. Serhat ile bir suru guzel is yaptik 2009'da: Cingillar, kayitlar... Iyi ki kurduk studyoyu. Yeni web sitem selen gulun by selen gulun albumum ile yayina girdi. Umut Caglar yapti, buyrun burdan http://www.selengulun.com Herkes gibi twitter'landim. Iyi oldu. Facebook bagimliligim yatisti bu sene en sonunda. Ozellikle yazin bitimiyle birlikte e-mail ve telefonlarina cevap veren normal bir insana donustum. Yazmayin oradan mesaj. Pek bakmiyorum.

Bir kedim oldu. Ekim ayindan beri benimle. Kiz ve sagir, adi Pia. Kedim oldugunu duyanlar dusup bayildi. Hayatimda ilk defa kedi bakiyorum. Kediden acayip korkan bir insandim ben. Ne oldu bilmiyorum arada. Kendisi acayip sevimli, felaket yaramaz, huylu, an itibari ile 4 aylik bir kedi. Hayattan bezdirir adami, oyle diyim.


Bir suru eski arkadasimla aram bozuldu bu sene. Duygusal inis cikislarla dolu Yap/Boz gibi bir seneydi 2009. Bir suru insan ve bir suru proje tarih oldu. Inanilmaz devinimli bir yildi. Acayip guzel konserler (viyana, almanya, budapeste, hollanda...) ve muzikler var onumde. Yeni hikayeler olacak. Heyecanliyim. Umuyorum ki cok basarili bir sene olsun, yaraticilik pesimi birakmasin.

Iyi seneler!

Sunday, November 29, 2009

Benim vicdanım, senin vicdanın, onun vicdanı.



Aklıma takılır ortak vicdan meselesi... Vicdan bireysel yetenek olarak algılanabilir, doğuştan gelen.. Ya da toplumsal bakış açısıyla, öğrenilen, kültürel öğrenimler ve değerlendirmelerle ortaya çıkmış bir öğreti denebilir. Bu durumda bile kişide öylesi bir yargılama durumunun oluşabilmesi için doğuştan gelen bir “vicdanen yargılama bilinci” olması grektiğini düşünüyoruz sanırım. Türk Dil Kurumu Vicdan kelimesini şöyle açıklıyor, “Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç”. Bu durumda tabii Vicdanlı kelimesini, Vicdanı olan, Vicdansız kelimesini ise Vicdan’ı olmayan olarak açıklıyor!

Yani vicdanlı olan bu gücü içinde doğal olarak taşıyan veya öğretiyi çabuk kavramış ve hayata aksettirebilmiş olan mı? Vicdansız olan kişi kendi ahlaki durumu üzerinde dolaysız bir yargılamada bulunamayan mı? Yoksa toplumsal açıdan bakarsak “vicdan” öğretisini bir türlü kavrayamamış olan mı? Kafamı en çok kurcalayan ise şunlar; bana vicdanlı olan sana vicdanlı mı? Benim vicdanım bana, senin ki sana mı?

Bana vicdansız (vicdanlı) gözüken birisi başkası için dünyanın en ahlaklı (ahlaksız), kendini bilen (bilmeyen) , başkalarına iyi davranan (davranmayan) insanı olabiliyor. Şimdi birisi yakın ilişki içinde bana acayip kötü davranıyor diyelim, tanıdığım herkes o kişinin vicdanlı bir insan olduğunu düşünüyor. O vakit nasıl çözeceğiz bu durumda ortak vicdan meselesini? Geldi dayandı mı konu yine bireyselliğe? Hadi bakalım... Freud yaşasaydı da iki çift laf etseydik şu süperego konusuyla ilgili.


Toplumsal değer yargıla(mala)rı!

Friday, November 6, 2009

Mor

Durduğum yerden
mor herşey
sanki parlak bir yıldız gibi
sönük bir ses
arkasından
alabildiğine mor.

Bulduklarım aradıklarımdan farklı
bu ara
ara
büyük.

Ne yapsın dedi iç ses
sen ondan farklısın
fark bazen iyi
ama şimdi kötü
sonra iyi
şimdi
kötü.

Bulduğum an yazacağım
tepesine
büyük harf
küçük harf
ayırt etmeden.